NEFİS NEDİR? / NEFSLE MÜCADELE

Selamun Aleykum bugünkü konum”Nefs nedir?, Nefsle nasıl mücadele edilir? bunun mülahazasını yapacağız.
İnsanda bir çok emanetler lütfedilmiştir. Bu latifeler göz, kulak,akil,kalp,ruh .Nefis ve heva ve kuvve-i sehaviye (ihtiyaçlar)ve kuvve-i gadabiye (kötülüklerden koruma amaçlı) gibi şeylerdir.

Nefis insana kendini tanıyabilmesi ve kendini tanıyarak Rabb’ini bilmek için verilmiştir. İnsanın nefsindeki acziyeti görmesi onu Allah’ın izzetini idrake götürür.
Elbise biçilmiş, dikilmiş olursa terzinin mahareti görünebilir mi?…
Hasta ve arık kişi olmazsa tıp sanatının güzelliği nasıl görünür? Ey ulu kişi!
Bakırların bayağılığı, aşağılığı olmasa kimya nasıl olur da zuhur eder?
Noksanlar, kemal vasfının aynasıdır. O horluk, yücelik ve ululuğa aynadır.
Çünkü yakinen zıt, zıddı gösterir. Zıtlık bilinmektir. Kim, kendi noksanını görüp anlarsa
yedeğinde dokuz at olduğu halde tekemmül yolunda koşar. Kendisini kamil
sanan, ululuk sahibi Allah’ın yolunda uçamaz.
Noksanlıklar,
kemalatın aynası olmaktadır. Buna göre bir insanın kendisindeki
noksanlıkları görebilmesi, Rabbi’nin mükemmelliğini görmesine imkan verir.



Yusuf suresinin 53. ayeti ”Nefs daima kötülüğü emreder ”
“Senin en zararlı düşmanın nefsindir.” hadisinin bir nüktesidir.

Bir Allah dostu nefsi kötü vasıflarını şu şekilde vasıflandırmıştır ;
“Gaflete dalan, hayatı tatlı gören, ahireti unutan,Fahre meftun, şöhrete müptela , methe düşkün, hodbinlikte bihemta ve sersem ve namazdan hoşlanmayan. Bu vasıflara sahip olan nefis, imtihan gereği insanı şerre sevk ederek, kötülüğü emrederek emmare olduğunu göstermektedir. Emmare bir nefis kötülüğe aşık, harama düşkün, sefahate hayran, sarhoş; hep pislerden ve pisliklerden hoşlanan zavallı, hayırlı işlerde tembel ve ürkek, şerde cesur ve atılgan bir mizaca sahiptir. Şeytandan her vakit böyle ders alan nefis insanı hayırdan alıkoymak ve şerre sevk etmek için bir nevi vesvese ve telkinatlar yapmaktadır.
Nefis, devekuşu gibidir. Şeytan Sofestai, heva da Bektaşidir. İnsanı saray gibi bir binaya benzetetir, o sarayın ehlini ve sakinlerini İnsandaki göz, kulak, kalp, sır, ruh, akıl gibi letaif ve nefis ve heva ve kuvve-i sehaviye (ihtiyaçlar)ve kuvve-i gadabiye (kötülüklerden koruma amaçlı) gibi şeylerdir. Her bir insanda her bir latifenin ayrı ayrı vazife-i ubudiyetleri var; ayrı ayrı lezzetleri, elemleri var. Nefis ve heva, kuvve-i şeheviye ve gadabiye, bir kapıcı ve it hükmündedirler. diyerek Allah’ın insana nefsi verme amacının, insan ruhunu barındıran beden sarayını korumak olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla beden sarayında padişah hükmünde olan ruhun, vezir mesabesinde olan aklın ve kalbin terakki ve tekamülünü sağlamak, ancak nefsin görevini amacına uygun yapmasına bağlıdır. Beden sarayını koruma amacı ile tutulan bir bekçinin yönetimi ele geçirerek ruhu ve aklı esir alması ve kalbi istediği gibi yönlendirmesi elbette büyük bir yıkımdır.

Rabbim nefsini tanıyan/ bilenlerden eylesin.. Nefsi emmarenin tuzaklarından da baid eylesin..
Marifetullahıyla yüceltsin muhabbetullahıyla nimetlendirsin ve en büyük gayemiz olan imanı billahla neticelendirsin… Vesselam..
~Selam ve dua ile..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir